İçimden geldi ve durduramadım… Çocukluğumdan beri televizyonda atletler piste çıktığında, o silah patladığında ve atletler koşmaya başladığında ben de nefesimi tutardım. Atletlerin silah patlamadan önceki mimiklerini, vücut hareketlerini dikkatle izlerdim. Ben de orada olmak isterdim. O silah patlasın ve ben de fırlayıp koşayım… Bu duygu içimi kaplardı. Ama olmadı. Koşu çocukluk hayallerimden biri olarak geçmişte kaldı.

Yıllar geçti. Hayatımın içinde farklı sporlar oldu ama koşu hep çok zor görünüyordu. Üstelik artık yaşım da ilerlemişti. Koşmak genç atletlerin işi gibi geliyordu ve bu hayalin hiç gerçekleşmeden biteceğini düşünüyordum.

Bir gün uzmanlık ihtisasımdaki değerli hocalarımdan birinin Avrupa’da kadın doktorların katıldığı 10.000 metre yarışında koştuğunu ve derece aldığını gördüm. O an zihnimde bir kapı açıldı. Demek ki bu yaşta da koşmak mümkündü. Hemen hocamı arayıp tebrik ettim ve ardından kendime şu soruyu sordum: Ben de başlayabilir miyim?

41 yaşındaydım. Sporun içinde büyümüştüm, güçlüydüm ve ideal kilodaydım ama koşu yine de çok zor geliyordu. Üstelik çevremde bana nasıl başlamam gerektiğini söyleyecek kimse yoktu. Sadece içimde güçlü bir koşma isteği vardı.

Bir gün düşünmeyi bırakıp çıkıp koşmaya karar verdim. İlk koşumu asla unutamam. 1,5 kilometre boyunca hiç durmadan koşabilmiştim. Bana sorsanız sanki olimpiyatta maraton bitirmiştim. O kadar büyük bir mutluluktu. Yapabildiğimi görmüştüm.

Ancak nasıl antrenman yapılır, nasıl beslenilir, nasıl ilerlenir hiçbir fikrim yoktu. Bu yüzden araştırmaya başladım ve atletizm pistinde antrenman yapabileceğimi öğrendim. İlk kez piste gittiğimde heyecandan dizlerim titriyordu. Sanki tüm stat doluydu ve herkes bana bakıyordu. Oysa pist bomboştu. Aslında stadı dolduran şey zihnimdeki heyecandı.

Koşmaya başladım. Sadece koştum. Her antrenmanda ruhum biraz daha arındı. Zamanla kilometreler arttı ve koşu benim için sadece bir spor olmaktan çıktı.

Koşu bana en önemli dersi öğretti: Yolda kal. Devam et. Şartlar ne olursa olsun vazgeçme. Çünkü yol seni hayal bile edemediğin yerlere götürebilir.

Gerçekten de öyle oldu. Yolda kalmaya devam ettim ve zamanla defalarca maraton ve daha uzun mesafeler koştum. İnsan bedeninin ve zihninin sınırlarının sandığımızdan çok daha geniş olduğunu gördüm.

Bugün koşu benim için sadece bir egzersiz değil. Bir yaşam biçimi. Koşarken hayata dair birçok şey öğreniyorum. Disiplin, sabır, mücadele ve devam etme gücü… Bunların hepsi pistte öğrendiğim ama hayatın her alanına taşıdığım değerler.