Hekim olmak biraz da sağlıkta patron olmak gibidir. Siz değerlendirirsiniz, sorunları tespit edersiniz, tedaviyi ve girişimleri planlarsınız ve hastanızdan buna uymasını beklersiniz. Aynı zamanda size düşen kısmın sorumluluğunu da alırsınız. Hastalarla olan bu bağlanma şekli zamanla karakterinize de yerleşir ve iletişim tarzınızı belirler.
Ancak beslenme ve egzersiz alanında danışmanlık yapmak istediğinizde süreç bu şekilde ilerlemez. Çünkü danışanınız bir hasta değildir. Bu noktada süreci yöneten kişi danışanın kendisidir. Sizin göreviniz ise doğru iletişimi kurarak danışanınızı hedeflerine ulaşması için yönlendirmek ve bu süreçte ona rehberlik etmektir.
Beslenme ve egzersiz alanında danışmanlık yapmaya karar verdiğimde bu noktada kendimde bir eksiklik fark ettim. İnsanların hedeflerine ulaşmalarında onlara daha etkili nasıl destek olabileceğimi araştırmaya başladım. Bu süreçte yaşam koçluğu eğitimlerinin bana önemli katkılar sağlayabileceğini gördüm.
Amacım doğrudan yaşam koçluğu yapmak değildi. Asıl hedefim koçluk becerilerini öğrenerek danışanlarımla daha verimli bir süreç yürütmekti. Bu nedenle Başkent Üniversitesi’nde yaşam koçluğu eğitimini tamamladım ve yaşam koçu ünvanını aldım.
Bu eğitim bana çok önemli bir bakış açısı kazandırdı. Hekimlikte genellikle hedefi belirleyen ve yöneten siz olursunuz. Ancak koçluk yaklaşımında hedefi danışan belirler. Mentör ise sahip olduğu bilgi ve deneyimle bu hedefe giden yolda rehberlik eder.
Bu becerileri uygulamaya başladığımda hekimlik kimliğimi de bu süreçte çok daha verimli kullanabildiğimi fark ettim. Şimdi çalışma modelim mentörlük üzerine kurulu. Danışanların kendi belirledikleri hedeflere ulaşmaları için onlara adım adım rehberlik etmek ve bu yolculukta yanlarında olmak benim için büyük bir mutluluk.